Ağır ve gizemli olayların yaşandığı 1989 yılında, uzak bir köyde gece saat 5'ten sonra kimse cesaret edemez hale gelir. Köyde dolaşan söylentilere göre, gece karanlığında garip yaratıklar görülmektedir, ve bu olaylar köy halkı arasında korku ve merak yaratarak yayılır. Bir gazeteci, bu gizemli olayları araştırmak üzere köye gider. Oğuzhan Koca tarafından canlandırılan genç gazeteci, 11 gün boyunca köyde kalır, fakat o süre zarfında pek fazla olağanüstü veya korkutucu bir olayla karşılaşmaz. Ancak köyde yaşanan bu sessizlik ve sır dolu atmosfer, hikayenin temelini oluşturan belirsizliği artırır.
Gazeteci, araştırma sırasında kamerayı, köydeki sadece 14 yaşında olan bir çocuğa bırakır. Bu çocuk, olası olayları kaydetmek veya haber vermek amacıyla kamerayı kullanacaktır. Ama ilginç olan, birkaç gün sonra acı olaylar gerçekleşir. Çocuk ve toplamda 6 kişi öldürülür ve olayın kaydı devam ederken, kameranın içeriği oldukça karanlık ve korkutucu sahnelerle doludur. Ölüm haberleri hızla yayılırken, Murat Han tarafından canlandırılan köydeki birinin, olayların yaşandığı evin kapısında Arapça yazılmış "katliam" ifadesini fark etmesi, olayların ciddiyetini ve gizemi artırır.
Olayların ardından, gazeteci İstanbul’a geri çağrılır ve köyden alınıp, ilçe jandarma tarafından sorgulanır. Soruşturma süreci oldukça zorludur; gazetçinin eşyaları ve kıyafetleri terk edilmiş halde bulunur, ve kendisi ise ortadan kaybolur. Sorgulayan jandarma yüzbaşı, yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle yıl sonra istifa eder. Bu olayın travması onun hayatını derinden etkiler ve 2006 yılında, yaşadığı sorunlar yüzünden intihar eder.
Yüzbaşının kızı, babasının ölümünden sonra, kasasından çıkan üç adet video kaseti, bazı belgeler ve fotoğraflar keşfeder. Bunlar arasında, köydeki çocuk tarafından kaydedilen görüntüler ve yüzbaşının gazeteciyi sorgularken çektiği videolar vardır. Kasetlerin en dikkat çekici yanı, sadece 22 dakika izlenebilen kısım. Bu görüntüler, olayın karanlık ve korkutucu yönlerini gözler önüne sererken, hikayeyi daha da karmaşık hale getirir. Kız, bu görüntülerin tamamını izleme cesaretini bir türlü bulamaz ve duygusal olarak büyük bir şok yaşar.
Sonrasında, bu lanetli ve lanetli kasetler, bir film yapımcısına satılır; böylece hikaye ve gizem, yeni nesillere aktarılır. İpek Ayaz Kortunç ve diğer oyuncuların canlandırdığı karakterler aracılığıyla anlatılan bu hikaye, korku, gizem ve gerçeklik sınırlarını zorlayan olayların tozunu kaldırır. Olayların ve kayıpların ardındaki belirsizlikleri anlamaya çalışanlar için, bu film ve hikayesi, insanların doğanın bilinmeyen yönlerine olan merakını ve korku duygusunu yoğun bir biçimde yansıtır.
Kısacası, "What’s After the Movie", karanlık sırlar, gizemli olaylar ve kaybolan insanların hikayesiyle, izleyenlere unutulmaz ve etkileyici bir deneyim sunar. Bu olaylar, gerçek yaşanmışlık ve uydurma hikayelerin iç içe geçtiği, insan psikolojisini derinden sarsan bir olay kompleksi yaratır ve uzun süre hafızalardan silinmez.